Doğru Tercih ve Meslek Seçimi

Meslek seçimi ve bu bağlamda ÖSS tercihleri bir gencin yaşamındaki en önemli, en kritik olaylardan birisidir. Yıllarca süren ilk ve orta öğretimden sonra, bazen bir bazen birkaç yıl süren üniversiteye hazırlık ve en sonunda alınan bir puan. Eğer, Türkiye birincisi değilseniz veya ilk yüze girememişseniz, artık düşünme ve araştırma başlamıştır. Tabi aslında puanınız iyi bir puansa daha tatlı bir telaş ve daha güzel hayallerle, ümitlerle dolu bir tercih süreciniz olacaktır.
Puanınız kaç olursa olsun, sonuçta tercih süreci sizin onca zamandır çektiğiniz sıkıntıların ürünlerini toplayacağınız bir süreçtir, bir olaydır. Elbette, tercihlerinizin bilinçli ve dikkatli olması şartıyla.
Size tercihlerinizde yol göstermek, yardımcı olmak amacıyla bu kitapçığı hazırladık. Kitapçıkta:
* Öncelikle Merkezi Yerleştirme İşleminin nasıl gerçekleştirildiğinin, ÖSYM’nin hangi ölçütlere göre yerleştirmeyi yaptığını kısaca açıkladık.
* Sonrasında bir ÖSS adayının mezun olacağı/olduğu alan/kol/bölüme göre AOBP (Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puan)ı kesilmeden hangi programları (bölümleri) tercih edebileceğine ilişkin bilgileri puan türlerine göre ayrılmış olarak ve alfabetik sıralarıyla tablolar halinde verdik.
* Sonra bölümleri öğrenci aldıkları puan türlerine göre sınıflandırılmış ve puanlarına göre sırlanmış olarak verdik.
* Son bölümü ise sınav günü ve sınavla ilgili teknik bilgilere ayırdık.
Yararlanmanız dileğiyle…
Hepinize başarılar…
Onur TULUK

MERKEZİ YERLEŞTİRME İŞLEMİ

TERCİHLERİNİZİ YAPARKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER:

MESLEK SEÇİMİ

KENDİNİ TANIMA:

MERKEZİ YERLEŞTİRME İŞLEMİ
1. Bilindiği gibi ÖSYM 2006 ÖSS tercih döneminden itibaren tercihleri internet üzerinden kabul etmeye başlamıştır. Dolayısıyla öncelikle 2007 Tercih ve Taban Puanlar Kılavuzundaki tercih işlemleriyle ilgili yönergeyi dikkatli bir şekilde okuyup adım adım uygulamak gerekiyor. Bu konuda bir uzman yardımı sizin için en sağlıklı yol olacaktır.
Merkezi yerleştirme işlemi, tercih için tanınan süre dolduktan sonra (bu süre, kesin tarih ÖSYM tarafından daha sonra açıklanacak olmakla birlikte, yaklaşık olarak Temmuz ayının ortasında başlayıp, Ağustos ayının ilk günlerinde biter) yapılmaya başlanacaktır. Tüm öğrencilerin yerleştirme işlemi bilgisayarla aynı zamanda ve tek işlemle yapılmaktadır. Bu işlem Ağustos ayı içerisinde gerçekleşmektedir.
2. Merkezi yerleştirme işlemi yapılırken üç veri kullanılmaktadır: a. Öğrencilerin yerleştirme puanları, yani ağırlıklı ortaöğretim puanlarının (ve meslek liseliler ve öğretmen lisesi mezunları için ek puanların) eklenmesi ile oluşan Y-ÖSS puanları, b. Mezun oldukları alan ve c. Doldurdukları tercih listeleri.
3. 2006-ÖSS’den itibaren bilindiği gibi Dil puanıyla birlikte E.A.-1, E.A.-2, Say-1, Say-2, Söz-1 ve Söz-2 olmak üzere 7 farklı puan türü söz konusudur. (Dolayısıyla tercihlerde hangi bölümlerin hangi puan türüne göre öğrenci aldığını bilmek ve 4 yıllık programlar için ilgili puan türünde 185 baraj puanını geçmiş olmak şarttır.) 2007-ÖSS’ de ilgili puan türünde 160.000- 185.000 arasında puan alan adaylar (AOBP katılmaksızın) açıköğretim programına ve ÖSYM’nin 2007 ÖSS kılavuzunda yer verdiği bazı ön lisans programına, 185.000 (AOBP katılmaksızın) ve daha fazla puan alanlar ise ilgili puan türünde 4 yıllık lisans programına Açıköğretim Fakültesine ve ÖSYM’nin Yüksek Öğretim Programları ve Kontenjanları kılavuzunda yer verdiği Y-ÖSS puanı ile tercih edebilecekleri bazı ön lisans programlarına puanları ve tercih sıraları dikkate alınarak yerleştirme işlemine alınacaktır.
4. ÖSS’ de 160.000 puanın altında puan alan adaylar, tercih formunu teslim etmemiş adaylar, tercih formunu bütünüyle hatalı doldurmuş adaylar yerleştirme işlemi dışında tutulacaktır.
Sizin için doğru olan bölüme yerleştirilmenizin öncelikli koşulu da doğru tercihler yapmanızdır. Doğru tercihler yapmak bazı hususlarda dikkatli olmayı gerektirir.

TERCİHLERİNİZİ YAPARKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER:
1. Yukarıdaki 2. maddeyi bir kez daha dikkatle okuduğunuzda göreceğiniz gibi, mezun olduğunuz alan sizin tercihle ilgili sınırlarınız büyük ölçüde belirler. Neden mi?

Çünkü alanınız dışına çıktığınız anda AOBP'nizin çarpılacağı katsayı düşer. Öncelikle aşağıdaki tabloyu inceleyin:

ÖSYS’de Bir Yükseköğretim Programına Yerleştirilen Adayların Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı Hangi Katsayılarla Çarpılacaktır?

Mezuniyet Durumu Tercih Alanı AÖBP"nin
Çarpıldığı Katsayı
Genel Lise Mezunları
(Lise, Yabancı Dil Ağırlıklı Lise, Özel Lise, Anadolu Lisesi, Yabancı Dille Öğretim Yapan Özel Lise, Fen Lisesi, Özel Fen Lisesi, Askeri Lise, Polis Koleji, Akşam Lisesi, Özel Akşam Lisesi, Açıköğretim Lisesi, Çok Programlı Lise) Alanında 0,8
Alan dışı 0,3
Bir önceki yıl yerleşmiş Alanında 0,4
Bir önceki yıl yerleşmiş Alanın dışı 0,15
Meslek Lisesi Mezunları
(Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumları Mezunları)

Alanında 1,04
Alan dışı 0,3
Bir önceki yıl yerleşmiş Alanında 0,52
Bir önceki yıl yerleşmiş Alanın dışı 0,15

Buna göre, tercih edebileceğiniz bölümleri tanımak ilk adımınız olmalıdır.

Hangi dört + yıllık (lisans) programlarını tercih ettiğinizde AOBP'nız düşmez?

2. 2006 taban puanlarını dikkate almakla birlikte, taban puanların yıldan yıla değişimler gösterdiğini göz ardı etmemek gerekir. Yani taban puanlarla birlikte özellikle düşündüğünüz bölümün yüzdelik dilimine de dikkat etmek gerekir.
3. Yine yüzdelik dilimlerle birlikte, ilgili puan türünde barajı geçen öğrenci sayısının bir önceki yıla göre nasıl değiştiğini (artış mı, yoksa azalma mı var) göz önünde bulundurmak gerekir.
Tercihlerinizi yaparken mutlaka bir uzmandan, hatta çoğu zaman birden fazlasından yardım alacaksınızdır. Ama kimden yardım alırsanız alın, mutlaka aşağıdaki iki noktayı göz ardı etmeyin:
4. Tercih edeceğiniz bölümle ilgili açıklama ve özel koşulları mutlaka kılavuzdan okuyun.
5. Bölümün program kodunu farklı kaynaklardan değil, yalnızca ÖSYM Tercih Kılavuzundan bakarak kodlayın.

MESLEK SEÇİMİ
Yukarıda tercihlerinizle ilgili daha çok teknik bilgilere yer verdik. Ama üniversite tercihi, aslında çoğu kere bir meslek seçimi anlamına gelir. Dolayısıyla yapacağınız tercihin aynı zamanda tüm yaşamınızı etkileyecek bir meslek seçimi anlamına geldiğini unutmamalısınız. Meslek yalnızca para kazanmanın bir yolu olarak görülmemelidir. Mesleğimiz, para kazanmanın bir yolu olmanın ve bizim toplum içerisindeki yerimizi, konumumuzu belirlemenin de ötesinde bir anlam ifade ediyor.
Mesleğiniz, size ana–babanızdan, eş ve çocuklarınızdan bile daha yakındır. Meslekler günde yalnızca 8 saat yaşanmaz, ömür boyu yaşanırlar. Kişinin düşünce biçimini, hatta karakterini tayin eder.
Ruhunuzu ve kimliğinizi istemediğiniz bir “kalıba” teslim etmeyin. Unutmayın; sırf vaat ettiği gelir veya statüden dolayı seçilen meslekler, “görücü usulüyle seçilen eşe” benzerler.
Yaşamda esas aranan şeyin huzur ve mutluluk olduğunu unutmayın. Çevrenize bir bakın belir bir statüye ve paraya ulaşmış, ama mutsuz ve huzursuz ne kadar çok insan göreceksiniz. Bu nedenle,
- “Üniversite olsun da hangi bölüm olursa olsun!” düşüncesinden uzak durun.
Unutmayın: Yanlış bir tercih bir yılımıza,
Yanlış bir üniversite seçimi dört yılımıza,
Yanlış meslek seçimi ise bir yaşama mal olur.
Bu nedenle tercihlerimizi belirlerken bazı sorulara net cevaplar verebilmeliyiz. Bu sorular:
1. Bu program bana bir meslek kazandıracak mı?
2. Bu mesleğin bana getireceği yaşam tarzı beni mutlu edecek mi?
Bu soruları doğru şeklide yanıtlayabilmek bireyin:
A. Kendisini tanımasını,
B. Meslekleri tanımasını gerektirir.
KENDİNİ TANIMA:
Bireyin, üniversite tercihi yapacak gencin kendisini tanıması, doğru tercih yapabilmenin ilk koşuludur. Kendini tanıma ilgi, yetenek ve öz-değerleri konusunda bir bilinç sahibi olmakla, ayrıca yaşamdan ve beklediğini açık olarak bilmekle ilgilidir. Bu amaçla adaylara, aşağıda yer alan sorulara cevap vermelerini öneriyoruz:
1. Kendimi 30 yaşlarında nasıl görüyorum?
Nasıl bir hayat yaşamak isterim?
İnsanın 16-18 yaşından 35 yaşındaki isteklerini tahmin etmesi çok zor olabilir ama yine de insanların büyük çoğunluğu 35 yaş dolaylarında evli ve çocuk sahibi olurlar. Bir aile düzenini ayakta tutabilmek için seçmeyi düşündüğünüz hayat biçimi nedir? Bazı işler gençlik yıllarında insana iyi para kazandırır ve renkli bir hayat sunar. Bir kış turizmi bölgesinde kayak öğretmenliği böyle bir işe örnektir. Ancak bu tür işleri yapanların büyük bölümü 50 yaşlarına doğru, aldıkları kiloları zor taşıyan bedenleriyle, Amerikan barlarda gençlik anılarını anlatarak mutsuzluklarını hafifletmeye çalışırlar.
Buna karşılık bazı işler konusunda harcanan çabalar meyvelerini hayatın ileri yıllarında verir. Üniversite öğretim üyeliği (akademisyenlik) böyle bir işe örnektir. Otuz beş yaşlarından başlayarak akademisyenlerin saygınlığı ve etkinliği artar, çevrelerine toplananların sayısı kabarır. Bu da hayatı zenginleştirir ve anlam katar.
Bu iki uç örneğe göre siz hayatınızı nasıl düzenlemek isterdiniz?
2. Büyük bir şirkette mi çalışmak isterim, serbest çalışmayı mı tercih ederim?
Büyük şirketlerde büro işleri yapmak, çoğunlukla kişinin işi iş yerinde bırakmasına ve kendi boş zamanını dilediği gibi kullanmasına imkân verir. Buna karşılık bazı kurallara uymak ve başka insanlarla uzlaşmak zorunludur.
Serbest olarak çalışma imkânı veren doktorluk, muhasebecilik, mimarlık, avukatlık gibi mesleklerde kişi oldukça geniş bir alan içinde kendi kurallarını kendisi koyar. Ancak bu tür işleri yapanlar gecelerini, hafta sonlarını da içine alan bir çalışma temposu içinde olmaktan kendilerini alamaz ve bütün güçlükleri tek başına göğüslemek zorunda kalır, çok kere yıllık izinlerini bile yapamazlar.
3. Büyük şehirde mi, küçük şehirde mi yaşamak istiyorum?
Bazı işler büyük şehirlerde yaşamayı zorunlu kılar. Yayıncılık, bankacılık, gazetecilik, reklamcılık bu tür işlerdendir. Büyük şehirlerde yaşamak, günün birkaç saatini trafik içinde geçirmeyi, farklı insan ilişkileri kurmayı gerektirir. Buna karşılık büyük şehirler, ilgi duyanlara çeşitli sanat faaliyetlerini izleme imkânı verdiği gibi, eğitim ve sağlık açısından da küçük yerleşim merkezlerinde yaşayanlara kıyasla farklı seçenekler sunar.
Küçük yerleşim merkezleri insanların belirlenmiş sınırlar içinde daha sakin bir hayat sürmelerine imkân verir. Ne insan ilişkileri, ne ulaşım insan hayatında önemli bir problem oluşturur. Küçük merkezlerde yaşayanlar büyük şehirlerde yaşayanların aksine “zamansızlık”tan şikâyet etmezler, her gün tanıdık yüzlerle selamlaşarak işlerine gider, kendilerine ve ailelerine bol miktarda zaman ayırabilirler.
4. Çok para kazanmak istiyor muyum?
Bu soruyu yadırgayanlar çoğunlukta olacaktır. Ancak insanın seçtiği hayat biçimi, aldığı riskler, çalışma süresi ve işin hayatına getirdiği yük çok kere önceden bilinebilir. Bunu bilebilmek için seçilen iş konusunda ayrıntılı olarak düşünmek gerekir.
Başarıya ulaşmış üst düzey yöneticileri, avukatlar, doktorlar oldukça rahat ve yüksek standartta bir hayat yaşarlar; ancak bu onların işlerini bizzat kendileri yaptıkları süre içinde devam eder. Bu meslekler büyük mülkler ve gelecek güvencelerine imkân veren “büyük para”lar kazandırmaz. Buna rağmen bu meslek mensuplarının kendilerine ve ailelerine ayıracak zamanları çok azdır.
5. Emin bir iş mi istiyorum, yoksa risk almaya hazır mıyım?
İster devlet kesiminde, ister özel sektörde maaşa bağlı bir iş, sınırlı fakat güvenli bir hayattır. Kendi işini kuran kişinin önünde her türlü başarı imkânı olduğu gibi, her türlü başarısızlık ihtimali de açıktır. Kazandıkları paralara gıpta edilen birçok iş sahibinin “elde ettiklerini” hayatları karşılığı elde ettikleri pek düşünülmez. Riske girmeyi göze almak, insanın geleceğini kesinlikle belirleyen çok önemli bir özelliktir. Buna karşılık belirli bir çalışmanın karşılığında elde edilen ücrete bağlı işler insana güven ve rahatlık verir. Ücretin sağladığı imkânlarla sınırlı bir hayat sürmeyi zorunlu kılan bu tür işlerde çalışanların hayatlarında büyük dalgalanmalar olmaz.
6. Seyahat etmeyi seviyor muyum?
İster kısa süreli olsun, ister uzun süreli seyahat etmek bir strestir. Çünkü seyahat insanı yeni şartlara uymaya zorlar. Bazı insanlar seyahatin getirdiği zorlanmadan çok fazla etkilenirken, bazı insanlar ise bu durumdan zevk bile alabilirler. Siz hangi gruptansınız? Seçeceğiniz mesleğin bu özelliğine uygun olmasına dikkat edin.
7. Nerede çalışmak bana zevk verir?
Açık havada mı, bina içinde mi?
Açık havada sadece ziraat mühendisleri ve veterinerler çalışmaz. Birçok mühendis ve pazarlamacı da iş saatlerini büro dışında geçirir. Siz neden hoşlanırsınız? Sıcak veya soğuk günlerde odanızın sabit konforunu mu tercih edersiniz, yoksa bütün günü masa başında geçirmektense günlük hayatın hareketliliğine katılmayı mı istersiniz? Seçmeyi düşündüğünüz mesleğin bu açıdan size uygunluk derecesi nedir?
8. Hangi derslerden daha çok zevk alıyorum?
Ortaokul ve lise hayatında öğretmenler, dersleri sevmek ve sevmemek konusunda önemli bir belirleyiciyse de, sağduyu sahibi bir öğrencinin hangi dersle ilgilenmenin kendisine zor geldiği, hangi dersleri çalışmanın zevk verdiği konusunda fikri vardır.
Ortaeğitimde okutulan dersler genel hatlarıyla matematik ve fen; sosyal bilimler; sanat ve yabancı diller olarak dört gruba ayrılabilir. Öğrencinin bu derslerdeki başarı düzeyi onun bu derslerle ilgili mesleklerdeki başarı düzeyi konusunda genel bir fikir ve önemli ipuçları verir.
Üniversite eğitimini ve meslek seçimini bu ipuçlarını göz önüne alarak düzenlemekte büyük yarar vardır. Her ne kadar okul başarısı meslek başarısı konusunda kesin bir fikir vermezse de kişinin ilgilenmekten zevk aldığı ve zorlandığı alanları bilmesi ve seçimini ona göre yapması yerinde olur. Böylece ilerde doğacak iş tatminsizliği veya yapılmış olan eğitimin dışındaki bir alandan meslek seçmek konusunda risk azaltılmış olur.
Kişinin yeteneklerine uygun düştüğü halde, farklı sebeplerden ötürü hoşuna gitmeyen meslekler de olabilir. Örneğin insanlarla yakın olmaktan hoşlanmadığı halde, fen dersleri iyi diye hekim olmak mesleğin ilerleyen yıllarında iş tatminsizliği doğuracak bir durumdur. Bu sebeple bir gencin meslek seçimini yaparken o mesleğin kişilik olarak kendisine uyup uymadığına bakması gerekir.
9. İnsanlarla iyi geçinebiliyor muyum?
Hemen hemen bütün mesleklerin insanlarla ve insan ilişkileriyle bağlantısı vardır. Ancak bazı mesleklerde insan ilişkileri ve insanlara karşı temel tutum, meslekte başarılı olmak ve iş tatmini duymak açısından daha büyük önem taşır.
Bazı meslekler insanlara yardım etmeyi (doktorluk, hemşirelik, psikologluk, diş hekimliği gibi), bazıları insanlara hitap etmeyi (avukatlık, sigortacılık, yöneticilik, halkla ilişkiler uzmanlığı gibi), bazı meslekler insanlara bir şey satmayı gerektirir (tezgâhtarlık, pazarlamacılık gibi). Turizm rehberliği gibi bazı meslek mensuplarından bu üç niteliğe de sahip olmaları beklenir.
İnsanlarla rahat ve sağlıklı ilişki kurmakta güçlük çeken bir kişinin bu mesleklerden birini seçmesi, hem onu zorlayarak işindeki başarısını tehdit eder, hem de hizmet etmesi beklenen kişi ve kuruluş bundan zarar görür.
Burada üzerinde durulması gereken önemli nokta, insanın kendisinin bu özelliğinin farkında olmasıdır. Yoksa hiç şüphesiz uzmanların yardımı ve kişinin kendi gayretiyle her zaman bu zaafları bir ölçüde giderme imkânı vardır. Ancak kişi toplumsal saygınlığı yüksek bir noktaya oturduğu zaman bu eksiklerini görememesi ve hatayı dışında araması sık rastlanan bir durumdur.
Buna karşılık birçok meslek insanlarla ilişkilere daha az ihtiyaç gösterir. Makine, inşaat, ziraat mühendisliği, mimarlık, dekoratörlük vb.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <img> <b> <i> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Aşağıdaki resimde yer alan karakterleri kutucuğa doğru olarak yazınız
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Sağlıkçıların Lisans Tamamlama Eğitimini Açık Öğretimle Yapması Uygunmu?:

Son yorumlar